Merhabalar doğa dostları, hobi bahçeciliği meraklıları…

Düşündünüz mü hiç hastalıkların son zamanlarda tavan yapmasının sebepleri arasında neler var? Neden domatesin o eski kokusu tadı yok? Normalde duvara atılınca ezilmesi gereken bir domates pingpong topu gibi sekerek geri dönmekte? Biberler neden plastik gibi yada silikondan yapılmış gibi? Tüm sebzeler fabrika bandından çıkmış gibi aynı boyda, aynı şekilde, aynı renkte ve aynı tatsızlıkta, sebzeleri tencereye koyup kaynattığınızda üzerinde bir köpük tabakası, patatesi böldüğünüzde sıkınca sünger gibi sıvılar damlaması… Eriğin, elmanın, armudun tadı neden aynı yada tatsızlığı? Bu örnekler çoğaltılabilir.

Şahsım bahçe, ağaç, doğa hayranı birisiyim. Mesleğim çiftçilik değil asıl mesleğim eczacılık yani eczacıyım. Hobilerim arasında bahçe ve bitki, sebze, meyve üretmekte var. Bu kişisel siteyi de bu amaçla oluşturdum. Herkesin aksine üniversitede Farmasötik botanik dersi ve farmakognozi dersi en sevdiğim derslerdi. Yani tıbbi bitkilerin elde edilmesi, özellikleri, üretimleri vb. konulara ve de bitki fizyolojisine hakim birisiyim. Aynı zamanda gözlemleyen, merak eden bir kişiliğe sahibim. Şu an 33 yaşındayım. Çocukluğum taşrada geçti. Bu sebeple tarla, bahçe alışık olduğum ve ayrıca ilgi duymaya devam ettiğim alanlar olarak bende kaldılar.

Önceleri boş zamanlarımda uğraştığım hobi bahçeciliğini daha sonraları zaman içerisinde birazda geliştirerek ve tecrübe ederek profesyonel hale getirmeye çalıştım. En azından kendim, ailem ve arkadaşlarım için sebzeler yetiştirdim ve halen yetiştirmekteyim. Bahçemde mümkün olduğunca doğal, doğala yakın şekilde ürünleri hobi amaçlı yetiştirmekteyim. Annannemden ve onun akrabalarından kalan yıllar önce edindiğim ve zaman içerisinde diğer meraklılardan, diğer gönüllülerden topladığım doğal ve yerli tohumlarımı koruyarak bahçemde bunları kullandım. Hibrit ve GDO tohumlara hiç değinmedim ve uzak durdum. Zaten amacım dalından doğal domatesi koparabilmek, biberin kokusunu alabilmek, bunlarla pişen yemeğin lezzetini damağımın unutmamasını sağlamaktı. Tamamen geleneksel yöntemlerle alet-makina kullanmadan kendi bahçemde kendi sebzelerimi yıllarca ürettim. Kimi zaman denedim yanıldım, Kimi zaman denedim başarılı oldum.

Özellikle bahçemde mesleki olarak konuya çok hakim olmama rağmen kimyasal, ilaç gübre kullanmıyorum. Evet verim düşük oluyor tonlarca ürün almıyorum, bitkilerim apartman boyuna erişemiyor ama ben amacıma ulaşarak doğal olanı elde edebiliyorum. Dediğim gibi çocukluğumdan beri doğa, bahçe bitki ve tarlaya hem hobi olarak hem de yaşam tarzı olarak son derece düşkün birisiyim. Aynı zamanda araştırmayı da seviyorum. Gübremi kendi ineğimden, koyunumdan, tavuklarımdan elde ediyorum, Kullandığım tek tarımsal ilaç konuya vakıf olmama rağmen kimyasallar değil; tütün- sarımsak -biber suyu,sirke gibi geleneksel yöntemler. Hormon yok… Kimyasal yok…Verim derdi yok…

Annannemden  kalan, onların yıllarca üreterek kendi tohumlarını aldıkları ve benim şahsımın zaman zaman topladığı orjinal ve köy tohumları ile kendim hobi ve hatta hastalık derecesinde çok küçük çaplı üretim yapmaktayım. Yaklaşık 20-30 çeşit sebze bahçemde mevcut. Kokusunu ve lezzetini alarak domates biber yemek ve yetiştirmek bana zevk vermekte. Yaklaşık 10 yıldır kendi tohumlarımı alıyorum, tekrar bitki yetiştiriyorum ve tekrar tohumlarımı alarak onlara bir evlat muamelesi yapıp saklıyorum. Çünkü bunların bizden sonrakilere de bırakılacak ulusal bir miras olduğuna inanıyorum.

saf-koy-tohumu