Bu yazımızda günümüzün popüler ve bir o kadarda kavram karmaşası ve bilgi kirliliği içeren konularından birisi olan GDO hakkında anlaşılır bilgiler vermeye çalışacağım. Öncelikle konuya hakim olabilmek gerçekten bir alt yapı istemekte öncelikle bu belirteyim. Herkes gen bilimci, biyolog, doktor, veteriner, mühendis olmadığına göre GDO ile ilgili tam olarak konuya hakim olması beklenemez. O sebeple anlaşılır şekilde temel kavramları ve bu temel kavramların canlı fizyolojisindeki karşılıklarını anlaşılabilir şekilde açıklamaya çalışalım.

Canlıların en küçük yapı taşı hücredir, Hücrede bir adet çekirdek bulunur, Yaşamımızdaki tüm biyolojik hareketler nerede ise bu çekirdekten alınan emirler ile gerçekleşir. Hücre çekirdeği bu temel fonksiyonları DNA, RNA adı verilen ve topu topu 5 adet bazın(Adenin, timin, sitozin, guanin, ve bide urasil)  karşılıklı yada tek sıra halinde dizilmesi ile oluşan farklılıklardan meydana getirir. Kısaca DNA da oluşan bu dizilişler bizlerin saç göz rengimizden tutunda vücutta sentezlenecek protein, enzim gibi birçok faaliyetimizi etkileyen bir bilgisayar programıdır. Ayrıca bu dizilişlerdeki bozukluklar yada yanlış eşleşmeler kanser başta olmak üzere bir çok hastalığında temelini oluşturur. Hücre çekirdeği ve içerisinde yer alan bu zincirlerin faaliyetleri ve incelenmesine genetik bilimi adı verilir. Bitkilerde de tüm canlılık faaliyetlerinin temeli bu düzlemdedir.

dna-cekirdek-hucre-gdoHücre: Canlının en küçük yapı taşıdır. Biz insanlardan tutun, hayvanlar bitkiler, bakteriler, diğer tek hücreli canlıların temek yapı taşıdır. Kendi içerisinde enerji üretir, dışarı ile madde alışverişi yapar, protein üretir, kısaca bir çok faaliyete sahiptir.

Hücre Çekirdeği: Hücreyi kontrol eden, yöneten ve genetik şifrelerin çok büyük bölümünü içerisinde barındıran hücrenin beynidir.

Gen: Yukarıda belirttiğimiz bazların oluşturduğu temel bir dizidir.

Genom: Her canlının hücre içerisine yerleştirilmiş genetik programları içeren kavramdır.

Kromozom: DNA’nın  sarmal yapısının yoğunlaşarak oluşturduğu, canlılarda kalıtımı sağlayan genleri taşıyan birimdir. İnsanda 46 adet kromozom bulunur. Bu kromozomlarda oluşan hatalar bir çok hastalığı da beraberinde getirir.

Dna: Tüm canlılarda ve bazı virüs denen canlı benzeri yapılarda canlılık ve canlılığın devamında gerekli protein sentezi için genetik talimatları ve emirleri taşıyan birimdir.

Rna: Dna ‘nın emirleri doğrultusunda gerekli proteinlerin oluşumunu sağlayan baz dizileridir.

Canlının doğum öncesi anne ve babasından gelecek özelliklerden tutunda, Anne karnındaki büyümesine, sistemlerin oluşmasına, hastalıklarla mücadelesinden tutunda ölüme kadar burada sayamayacağımız tüm canlılık faaliyetlerinin temelinde hücre çekirdeğinde bulunan bu DNA’lar,la birlikte  Genler, Genomlar, kromozomlar, vs… protein sentezinde gerekli RNA’ ların rolü vardır.

insulin-uretimi-dna

Rekombinant Dna Teknolojisi İle Bakteriden İnsülin Üretimi

Şimdi konumuza dönmeden önce genetik biliminin gelişmesinin bize sunduğu efsanevi bir buluştan söz edelim. Diyabet yani şeker hastalarında biliyorsunuz insülin adlı protein yapıdaki hormonun eksikliği yada vücudun belli bir aşamadan sonra insüline verdiği cevabın değişikliği söz konusudur. İnsülin yüksek kan şekerinin hücrelere alınmasını sağlayarak kan şekerini düşüren hayati bir hormondur.  Bir çoğunuz şeker hastalarının kendisine insülin iğnesi enjekte ettiğini görmüşünüzdür. Peki bu insülin nasıl üretilir? Gelişen genetik bilimi insanda insülinin üretilmesini sağlayan şifreyi yani gen kodunu bulmuştur. Daha sonra laboratuvarda bakteriye bu gen dizisini enjekte etmiştir. Yani bakteri çekirdeğindeki DNA ya yeni bir kod daha yapıştırmıştır. Böylece bakterinin hücre çekirdeği bakteriye emir göndererek o kodun gereğini yaptırır yani insülini üretmesini emreder. Böylece bakteri genetiğinde yapılan bu oynama ile artık insülin üretmeye başlar. Bu insülin 8 tane amino asit adı verilen temek taşların belli bir sıra ve şekilde bir araya gelmesiyle oluşan bir proteindir. Bu durum insan da da aynıdır. Dolayısıyla bakterinin ürettiği bu insülin alınarak insandaki şeker hastalığında kullanılır. Genetik ve Genetiği değiştirilmiş organizma ile ilgili açıklayıcı bir örnek olarak bunu özellikle belirttim. Burada insülin üreten bakteri artık eski genetik şifresi yanında bir şifre daha eklenerek insülin üreten bir GDO’ dur.

gdo-nasil-uretilir

GDO lu bitkiler ve besinlerin genleri bu şekilde değiştirilir.

GDO: Genetiği Değiştirilmiş Organizma’yı Wikipedia şu şekilde tanımlamaktadır; Genetik mühendisliğinin çeşitli teknikler kullanarak yaptığı müdahalelerle kalıtımsal değişikliğe uğrattığı organizmalar günümüzde, G.D.O. (genetiği değiştirilmiş organizmalar) kısaltılmış adıyla ifade edilmektedir. Bu teknikler; rekombinant DNA ya da “rekombinant DNA teknolojisi” olarak bilinirler. Rekombinant DNA teknolojisi sayesinde DNA molekülleri tüpte (LN vitro), yani canlı organizmanın ya da hücrenin dışında, yeni bir tür yaratmak üzere bir molekül içinde bir araya getirilebilmektedir. Bu DNA da bir organizmaya aktarıldığında değiştirilmiş özellikleri ya da kendine özgü özellikleri olan yeni bir canlının ortaya çıkmasını sağlamaktadır.

Buradaki yeni bir canlı ifadesi önemlidir. Zira insülin genini enjekte ettiğimiz bakteri aslında artık yeni bir canlıdır. Konuyu çok daha basit şekli ile örneklemeye çalışalım. İçerisinde A, B, C, D, E sanatçılarının belli albümlerini içeren bir flash disk oluşturdunuz ve bunu araç teyibinizde dinlemek amacındasınız. Müzik sisteminiz kendisine gönderilen bu sırayı ve diziyi sese dökecek ve sizde dinleyeceksiniz. Bu flash disk’ in bir de adı olsun. Pop Müzik Flashı diyelim buna. Daha sonra dediniz ki bu flash diske bide Y ve X sanatçısının bir albümünü ekleyeyim dediniz ve Y iel X sanatçısını nerede dinlemek istediğinize bağlı olarak sıranın birisine eklediniz… A-B-C-D-E şeklinde olan sıralamanız daha sonra A-X-B-C-Y-D-E albümlari şeklinde oldu diyelim. Müzik sisteminiz artık bu yeni sırayı okuyarak sese çevirecektir. Elde ettiğiniz bu yeni A-X-B-C-Y-D-E sırası artık eski A-B-C-D-E sıralamanızdan tamamen farklıdır. Oluşan bu yeni sıralama artık başlangıçtaki isim verdiğimiz Pop Müzik Flashı Değildir. Genetik ve genetiği değiştirilmiş organizmanın temelinde de bu basit örneğin en karmaşık hali söz konusudur.

Tüm buraya kadar anlattıklarımdan aslında doğal olanın ya da olması gerekenin aksine, organizmaya yani canlıya dışarıdan yapay bir gen müdahalesi mevcut. Bu müdahale sonucunda amaca uygun yeni canlılar ortaya çıkarmak GDO’ nun temelini oluşturmaktadır. 

gdo-lu-urun

Genlerle Oynayarak İstenilen Formatta Ürünler Yetiştirmek Mümkün

Peki Genlere Müdahale Edilerek neler Yapılabilir? Aslında bu sorunun cevabı tamamen hayal dünyamız ile sınırlı desek yalan söylemiş olmayız. Günümüzde bu tip genetik değiştirme çalışmaları bitkilerin daha iyi verim vermesi, bitkilerin hastalıklara karşı dirençli olması, hasat zamanının sonrasında üründe oluşacak kayıpları azaltmak, ürünlerin raf ömrünün pazar ekonomisinin gereklerine uygun olarak dizaynı, endüstrinin ihtiyaçlarına daha uygun cevap verebilmek, gıdaların içerikleri ve besin öğelerini değiştirebilmek, ürünleri soğuk sıcak iklim şartlarına uyumlu hale getirmek gibi sebepler için yapılmakta olsa bile ilerleyen zamanlarda bu çalışmaların zararlarını kestirebilmek pek kolay değil. Örneğin GDO kullanarak mor domates yapabilirsiniz, kırmızı salatalık yapabilirsiniz, 1 kilo gelen mısır üretebilirsiniz, yada ürün içeriğini ve bilgilerini tamamen değiştirerek başka canlılar dahi ortaya getirebilirsiniz. Öreneğin domatesi doğal alanı haricinde laboratuvarda yetiştirip üretebilirsiniz… GDO’ lu tavuklar üretebilirsiniz, yumurtaların ağırlıklarını ayarlayabilirsiniz, normalde günde 20 litre süt verecek inekten 50 litre süt salgısı elde edebilirsiniz… Bu liste uzadıkça uzar. 

GDO’ nun Olası Zararları Neler Olabilir ? Bu konu hakkında verebileceğimiz cevaplar şuan ki bilgilerimizle yada bilimsel öngörülerimizle sınırlıdır. Bitkilerde başlayan bu süreç zamanla diğer canlılarada mutlaka sirayet edecektir. O bitki ile beslenen hayvanlar, insanlar gibi besin zinciri içerisindeki bir çok türe ve çevreye zararlar verebileceği bir takım bilim adamları tarafından sıkça dile getirilmektedir. Bilim insanları bu konuda alerji riski, kanser, kısırlık, gibi birçok konuda zararları olabileceği görüşünde hemfikirler. Bu iddiaların bir çoğu henüz teori aşamasında, tam olarak kanıtlanması yada bu sayılan olumsuzlukların GDO ile ilişkisinin kesin ortaya çıkarılması biraz zaman alacak gibi görünmekte. Canlılar ve insanlar üzerindeki bu etkileri haricinde çevreye de olası zarar vereme ihtimalleri yine bilim çevrelerinde sıkça dile getirilmekte. GDO lu ürünler doğal süreci değiştirebilir, bu ürünlerin tohumları farklı aşamalarda farklı özellikler göstererek diğer bitkileri etkileyebilir, özellikle böcek, arı gibi hayvanların yaşam dengesinde şiddetli bir bozulma sağlayarak tüm yaşam zincirini tehdit edebilir, Tüm bunlar GDO karşıtı bilim insanlarının kaygıları arasında yer almaktadır. Çünkü konu başında GDO yöntemi ile bitkilere gen aktarıldığından bahsetmiştik. aktarılan bu gen rastgele eklenmektedir. Dolayısı ile bitkilerin bu geni aldıktan sonraki olası davranışları, üretebilecekleri zararlı maddeler, toksik bileşikler konunun en zararlı kısmını oluşturmaktadır. 

Hangi Gıdalarda GDO Mevcut? GDO şuanda her bitkide mevcut değil yada çalışmalar halen devam etmekte. Ancak endüstriyel değeri olan özellikle hammadde özelliği bulunan, fabrikasyon üretim aşaması bulunan işleniş gıdalar gibi  bitkisel ürünler ve hayvansal ürünler GDO araştırmalarının asıl hedefleri durumunda. Pamuk, mısır, soya fasülyesi, buğday, ayçiçeği, kanola şeker, süt, yapay tatlandırıcılar gibi gıda ve endüstriyel ham madde özelliği bulunan bitkisel ürünlerde GDO riski çok yüksektir. ABD’ de işlenmiş endüstriyel gıdaların büyük çoğunluğu GDO’ lu ürünlerden oluşmaktadır. Bunlar bebek mamaları, konserveler, hazır yiyecekler, sucuk-salam-sosis gibi işlenmiş et ürünleri, süt tozu gibi endüstrinin insanlara sunduğu yiyecekler ve besin maddeleridir.

Dünyada GDO: Dünya’da GDO lu ürün yetiştiren ülkelerin başını ABD çekmektedir.Bunun yanında Çin, Kanada, Bazı güney amerika ülkeleri Brezilya, Arjantin GDO’ lu üretim yaptıkları bilinmektedir. Hatta ABD’ de işlenmiş gıdaların yaklaşık 4 te 3’ünde GDO lu ürün mevcuttur. 

Türkiye’de GDO Durumu Nedir?  Doğrusunu söylemek gerekirse bu konuda tam manası ile bir araştırma yapamadım. Mevcut bilgilerimle herhangi bir şeyler yazmak istemediğimden zaman içerisinde ülkemizdeki durumu sağlam kaynaklardan araştırmaya çalışacağım.

Sonuç olarak her şeyin doğadaki hali ve doğalı en güzeli ve özelidir. Artan insan nüfusu ve buna bağlı azalan tarım arazileri daha verimli ürünler elde etmek için bilimsel çalışmaları beraberinde getirse de ilerleyen zamanlarda bunların sıkıntılarını yaşama ihtimalimiz mevcut. Besin maddeleri laboratuvarda yada fabrikalarda değil, kendi doğalarında yetişir. Ancak ilerleyen süreçler GDO’ nun tartışmalarının devam edeceği ve yaygınlaşacağı günleri de beraberinde getirecektir.

gdo-domates-normal-domates

GDO tekniği ile üretilen Domates ve Doğal Yöntemlerle Tarlada Yetişen Domatesler

Yazıda kullandığım görseller en.wikipedia.org, pmgbiology.com www.biotechnology-gmo.gov.si, douglasschneider.com sitelerinden alınarak tarafımca düzenlenmiş ve türkçeleştirilmiştir.