Organik Tohum, Yerli Tohum, Geleneksel Tohum Ne Demek?

Değerli bahçe tutkunları, hobi bahçeciliği severler bu konumuzda yerli tohum, organik tohum, geleneksel tohum, ata yadigarı tohum, doğal tohum, saf tohum, yerel tohum olarak bilinen kendi topraklarımzda yıllarca ekilip biçilen ancak son dönemlerde yerini hibrit tohumlara bırakan yerli tohumlardan yani geleneksel tohumlarımızdan bahsedelim.

Eski Meyve ve Sebze Tatlarını Günümüzde Bulabiliyor muyuz? Dost sohbetlerinde, evde kendi mutfağınızda yada konusu açıldığında domateslerin kokusunun kalmadığından, tatlarının eski tatları arattığınsebzelerin-tadi-neden-yokdan, biberlerin plastik gibi olduğundan, patlıcanın pişmediğinden bahsedilir ve nerede o eski tatlar gibi söylemlerin kullanıldığına sıkça kullanıldığına şahitlik etmişinizdir.Manava, pazara markete gidiyorsunuz salatalıkların boyu, rengi ,şekli aynı fabrikadan çıkmış gibi aynı, çileklere bakıyorsunuz göze son derece hitap eder nitelikte ancak ısırdığınızda gelen tat gözünüzü kapatıp yiyeceğiniz armudun tadı ile aynı. Bu konu baya tartışılabilir ve kapsamlı olmakla birlikte işin sadece marketten, manavdan aldığımız sebzelerle alakalı. Birde endüstri kısmı var ki gıdaların işlenmesi sonrasında elde edilen yiyecekler örneğin konserveler, bebek mamaları, gibi orası başlı başına başka bir makalenin konusu. Gıda katkı maddeleri, koruyucular, düzelticiler, kimyasallar hormonlar vs… Marulların tadı herhangi bir ottan farksız hatırlarmısınız marulun sapı önceden hafif acı olurdu ancak şimdi teknoloji ile o da düzeltilmiş durumda. Patlıcan ve biberden dolma yapınca ya patlıcan pişmiyor yada biberi çatalınızla bölmek için çatalınızın bıçak gibi keskin olması gerekiyor. Çünkü o biberlerin raf ömrünün uzun olması için çeperinin sağlam olması gerektiğinden ve albenili görünmesi önemli olduğundan laboratuvarda yapılan çalışmalarda bu konulara ağırlık verilmiş. Peki herhangi bir domates yemeği yapacağınız zaman domatesleri kesip tencereye koyduğunuzda suyun üzerinde biriken farklı köpükler dikkatinizi çekti mi? Bunlar ne artıkları acaba? Bu liste uzar gider.

curumeyen-domates-gdo-lu-domates

Zaman İçerisinde Domateslerin Değişimi- Doğal Domates Bulursanız Sizlerinde Yapabileceği Bir Deney.

Besinlerde Raf Ömrü Nedir? Raf ömrü kavramını ham gıda ve işlenmiş gıdalar için şu şekilde tanımlayabiliriz; Gıda ve ürünün tüketicinin sağlığını riske sokmayacak, kabul edilebilir niteliklere sahip olduğu, üretim tarihinden itibaren uygun koşullarda spesifik özelliklerini muhafaza edebildiği süredir. Ham gıdalar için örnek verecek olursak biberler tarladan toplandı, uzak şehirlere gönderilmesi, orada sergilenmesi ve satışına kadar bir süreç geçecektir. Bu süre içerisinde besin bozulmadan ve albenisini muhafaza ederek alıcısına gidecek, alan kişide tüketene kadar buzdolabı vb. yerlerde muhafaza ederek kullanacak. Bu sürecin tamamına raf ömrü diyebiliriz. İşlenmiş ve endüstriyel işlem görmüş gıdalarda( Yoğurt, süt, konserve, bebek maması vs) ise yine aynı durum geçerlidir. Ancak sizin kendi ineğiniz var, ineğiniz doğal ortamda beslendi, ırkına uygun olarak günlük belirli bir miktar süt verdi .Bu çiğ süt ise 1-2 gün kadar zor dayanacak ve çürümeye başlayacaktır. Hemen kaynatmalı, soğukta muhafaza etmeli, ve ne yapacaksanız (yoğurt, peynir vs ) yapmaya başlamanız gerekecektir.

Yada yine dikkatinizi çeken başka bir konuya değinelim. Çürümeyen domates; domatesi masaya koyuyorsunuz haftalar geçiyor ve çürümeden kalıyor. Oysaki 6-7 gün sonra o domates orjinal ise çürümesi gerekir. Doğa böyle bir kural ve döngü koymuştur. Yoğurdun kapağını açıyorsunuz aylarca çürümeden küflenmeden kalabiliyor. Bazen sizin için uzun yoldan market, pazar vb yerlere gelen domatesler, bazı sebzeler  çoğu kez sera veya tarladan olgunlaşmadan toplanır ve yolda olgunlaşırlar. Bu da bir çeşit raf ömrünü uzatma formülüdür. Sütler yine aynı. tüm bu bilimsel mükemmellikler nasıl sağlanıyor ve bu değişikliklerin sağlığımıza, çevre sağlığına ve bizden sonraki nesillere nasıl hasarlar bırakabilme ihtimali olduğunu düşünüyor muyuz? Cevap hayır. Çünkü hayatımız bir koşturmaca, sürekli bir kovalamacadan ibaret, önceliklerimizi düşünmekten zaman ve fırsat bulup ta “ne yiyoruz acaba” diye sorgulamıyoruz. Zaman buldukça gıda katkı maddeleri ile ilgili ayrı bir makale yazmaya çalışacağım.

Önceki yazılarımızda hibrit tohum, GDO, organik gıda  gibi konularda ayrıntılı bilgiler vermiştim. Öncelikle isterseniz bu yazılara bir göz atınız. Yerli tohum kavramını açıklamadan önce organik tohum kavramını ele alarak konumuza başlayalım. Adı üzerinde organik demek hiçbir extra yöntem kullanmadan doğada olduğu haliyle bulunan anlamına gelmektedir. Yetiştirilmesi, üretilmesi, standardizasyonu belli kıstaslarla sabittir. Organik tohum kavramı biraz farklıdır. Ancak bu farklılık doğal tohuma fazla uzak değildir. Sadece bir takım diğer kıstasların yerine getirilmesi yeterlidir.

dogal-domates-biber-salatalik

Kendi Bahçemde Doğal, ilaçsız  Olarak, Kendi Tohumlarımdan Ürettiğim Domates Biber ve Salatalıklardan Bir Demet

Organik Tohum Nedir? Yerli Tohumdan Farklı Mıdır? Ülkemizdeki organik tarım yönetmeliğinde organik tohum şu şekilde tanımlanmıştır; genetik olarak yapısı değiştirilmemiş(yani GDO içermeyen) , döllenmiş hücre çekirdeği içindeki DNA dizilimine dışarıdan müdahale edilmemiş (Yani çaprazlamalardan ve hibrit olayından bahsedilmekte) , sentetik pestisitler (kimyasal ilaçlar), radyasyon veya mikrodalga ile muamele görmemiş biyolojik formunda olmalıdır. Tanımdan da anlaşılacağı üzere doğal halinde kalmış ve bunun standardize edilmiş olması organik tohumlar için olmazsa olmazdır. Aynı zamanda organik tohumun elde edilmesi için organik tarımın tüm kıstaslarının yerine getirilmiş olması ve organik tarım sonucunda elde edilmiş olması gerekmektedir.

Bizler Gibi Bahçe Hobisi Olanların Kullandıkları Saf, Yerli, Geleneksel Tohumlar: Tekrar yazımızın konusuna dönelimPeki doğal tohum, saf tohum, ata yadigarı tohum, yerli tohum ne anlama gelmektedir ? Yine genetiğiyle oynanmamış, yetiştirilmesinde kimyasal ilaç ve gübre kullanılmamış bitkilerden elde edilen tohumu tanımlar. Yani benim kendi bahçemde ürettiğim yıllardır kullandığım ve halk arasında yerli tohum, organik tohum, doğal tohum olarak bilinen tohumdur. Organik tohum aynı zamanda doğal tohumdur. Fakat yetiştirme kaynaklı eksiklikler ve dikkatsizliker sonucu her doğal tohum aynı zamanda organik tohum olmayabilirler. Bizlerin yıllardır süregeldiği şekilde elde ettiğimiz ve yetiştirip ürün alırken kimyasal ilaç, hormon ve gübre kullanmadığımız ürünlerden elde ettiğimiz tohumlar bu tanımdaki saf ve doğal tohumlardır. Bu tip tohumlara standart tohum adı da verilir. Kavram kargaşasını önlemek için tüm bu isimleri yazı içerisinde kullanmaya çalıştım. Hepsinin aynı kavramlar olduğunu bilelim.

Bahçemde Tohumluk Bıraktığım Turplardan Tohum Alma

Bahçemde Tohumluk Bıraktığım Turplardan Tohum Alma

turp-tohumu

Tohumları Alınmak Üzere Toplanan Turp Koçanları

Mesela semt pazarlarında göze hitap eden meyve sebzelerin yanında köyden gelen üreticiler kendi ürünlerini getirip satarlar. Şekilleri renkleri albenili olmaz, ama yinede kendine has bir kokusu ve bir tadı bünyesinde barındırırlar. İşte bu ürünler tam olarak organik ve saf olmasalarda en azından tarım ilacı, kimyasal, hormon kullanılmadığı yada kullanma ihtimalleri çok az olduğu için bir tık daha benim gözümde öndedir. Çünkü bu kimyasallar, kimyasal artıkları hem o bitkiye, hem çevreye hemde son kullanıcı olarak bizlere zararlar verdiği artık bilimsel araştırmalarda sıkça dile getirilmekte. Özellikle canlıda birikme özelliği gösteren bazı tarım ilaçları ve bitki verimi artırmakta kullanılan ilaçlar hem bizler, hemde gelecek neslimiz için aslında bir tehdit boyutunda. bu sebeple dikkatle araştırırsanız bazı kimyasalların tarımda ve tarım alanlarında kullanılmaları yasaklanmaktadır. “http://www.tarim.gov.tr/Konu/934/Yasaklanan-Bitki-Koruma-Urunleri-Aktif-Madde-Listesi” linkinden yasaklanan bu kimyasalları görebilirsiniz. Bu liste belki önümüzdeki süreçte daha da genişleyecek, belki bu maddeler yerine yenileri geliştirilip onlar kullanacak ve belli bir süre sonra zararları ortaya çıktıkça onlarda yasaklanacak.

dalinda-domates

Geleneksel Tohumlarla Yetiştirdiğim Dalında Domates

Yerli Tohum- Geleneksel Tohumlarla Yapılan Üretimler: Ben kendi bahçemde kendi büyüklerimden kalan, zaman içerisinde tanıştığım ve benimle aynı merakla bahçe hobisi olan arkadaşlarımdan edindiğim tohumlarla kendi bahçemde amatör olarak yetiştiricilik yapıyorum. Yerli tohumların avantajı ve dezavantajlarını kedi özelimde anlatmaya çalışacağım. Tohumlarımı çimlendirip fide haline getiriyorum. Fidelerim büyüyünce toprakla buluşturuyorum. Yine yetişen meyve ve sebzelerden tohumluklarımı ayırıp kendi tohumlarımı alıyorum. Bir sonraki sene bu döngü devam ediyor. Tohum olmada, bitki yetiştirmede ve bitki bakımında alet, makine kullanmadan tamamen geleneksel yöntemlerle birazda aşk ve şevk ile uğraşıyorum. öncelikle şunu belirteyim. yerli tohumlarla geleneksel yöntemlerle elde ettiğimiz bitkilerin verimleri hibrit tohumlara nazaran düşükler. Örneğin ben kendi bir kök domates fidemden sezonda 2-3 kilo domates alıyorsam bu işi hibrit tohumla yapsam ve birazda kimyasal kullanarak bitkiyi kandırsam 15-20 kg domates alabilirim. Ancak bitkide beni kandırarak tatsız tuzsuz bir domates verecektir. Ot mücadelesinde ilaç ve kimyasal kullanmıyorum. Çok Çok zahmetli ve en sevmediğim işlem olarak yabancı ot mücadelesini el ile yapıyorum. Böylelikle elde edeceğim sebzeyi baştan zehirlemiyorum. Dolayısıyla sebzeye geçme ihtimali kuvvetli olan yabani ot ilaçlarını kendi bünyeme almıyorum. Hormon falan kullanmıyorum. Kullandığım gübreler yine doğal gübreler. İnek gübresi, koyun gübresi ve tavuk gübresini toprağa katarak bitkilerime vermekteyim. Özellikle tohumluk ayırdığım ürünlere özel bir bakım yapmaktayım. onlar izole ortamdalar sürekli. Bunun haricinde bizim gibi saf ve geleneksel tohumlarla ürün yetiştirenlerin en büyük sorunlarından biriside zararlı böcek hastalık, mantar mücadelesi. Eğer yine doğal olarak yaptığım sirke, sarımsak acı biber, soğanlı doğal mücadele yöntemlerinden sonuç olamazsam o bitkiyi koparıp yakarak bahçemden uzaklaştırıyorum .Böylelikle verim çok çok düşük oluyor ama olsun zaten amacım çok yüksek miktarda ürün almak değil. Eş dost arkadaşlarımla tadında biber yemek, kokusuyla birlikte domatesi tüketmek benim için yeterli ticari kaygı taşımıyorum. Fazla olan sebzeleri kurutarak kışa hazırlıyorum. Yine aynı şekilde bazı bakliyatlarımı da kendim üretiyorum. Yukarıda kısaca kendi özelimde yerli tohumlarla yaptığım üretim süreçlerine değindim.

kuru-fasulye

Tohum Şeklinde Bırakılmış Fasulyelerden Elde Ettiğim Kuru Fasülyeler- Yemeklik

Yerli, Geleneksel, Doğal Tohumların Avantaj ve Dezavantajları: Yerli tohumlar yani ata dede yagidarı tohumlarımız yıllarca bu topraklarda ekilip biçildiğinden bu bölgelerin iklimine toprağına diğer şartlarına zaman içerisinde uyum sağlamışlardır ayrıca yerli tohumlar kendilerini zaman içerisinde yenileme özelliğine sahiptir. Hastalıklara karşı direnç, kuraklığa alışma, iklime alışma saf ve doğal tohumlarda zaman içerisinde gelişebilmektedir. bu durumu hastalıklara karşı zamanla bizlerin direnç kazanmasına ve bunlarında genetik yolla bizden sonraki oğul döllere aktarılmasına benzetebiliriz. bulundukları bölgelere zaman içerisinde adapte olarak bir süreci devam ettirirler. Bir kereye mahsus kar amaçlı ekilen tohumlara benzemezler. Yıllarca kendini doğanın şartlarına uygun olarak yenileyip bugünlere kadar gelen organik tohumlarımız hibrit tohum gibi tek tip değildir.

Tohumluklar alınırken belli kurallara uyulursa ve gerekli bilgiye sahip olunursa tohumlar yıllarca kullanılır. bitki yetişir, ürün verir ondan alınan tohum seneye tekrar dikilir tekrar bu döngü devam eder. Ancak hibrit tohumda her sene üretici firmalardan tohum almak gereklidir. Hibrit tohumlar ilk ekimde verimli olurlar fakat kendi tohumlarından tekrar üretim yapılmak istendiğinde bu özelliklerinin bir çoğu yeni bitkide gözlenmez. bu sebeple sürekli tohumu satın alarak yenilemek gereklidir

Biyolojik çeşitliliğin korunması ve devamı açısından yerli tohumlar önemlidir. Aslında yabancı tozlaşma doğal olarak yerli tohumdan elde edilen bitkilerde de meydana gelebilir. Böyle durumlarda bizim yerli geleneksel tohumumuzda hibrit tohum gibi kendisinden beklenene özellikler yerine başka meyveler verebilirler. Bu konuya sitede bulunan “tohum alma-tohum çıkartma” kısmında ayrıntılı değindim.

Yerli tohumla üretim genel olarak bir hobi, zor, meşakkatli ve uzun bir süreç ancak sonuçta tadında sebze yemek, kokusunu hissetmek ve tohumdan sofraya kadar bu süreçlere eşlik ederek ne yediğini bilmen gerçekten çok ama çok zevkli.

Paket içerisinde satın alınan tohumların tamamı ama tamamı hibrittir. Üzerinde 5553 sayılı kanuna uygun üretilerek ilaçlanmıştır ibaresi mevcuttur. Yani pakete girmiş hibrit tohumların tamamı mantar vb hastalıkları önlemek için ilaçlanmıştır. Bu tohumların yemeklik ve hayvan yemi olarak kullanılamayacağı, kullanılırsa bunun sorumluluğunun kullanana ait olacağı belirtilmiştir. Yani tohum daha tarlaya girmeden ilaçlanmıştır. ancak bizim yerel tohumlarımız geleneksel yöntemlerle sakladığımız, önlemlerimizi kendimiz alarak koruduğumuz tohumlardır. bu sebeple zararlı olsun yada olmasın ilaç ve kimyasal yoktur.

Saf tohumdan yani bizim atalarımızdan kalan bu geleneksel tohumlardan elde edilen ürünler hibrit tohumdan elde edilen sebzelere göre dayanıksızdır. Soğuktan etkilenir, sıcaktan etkilenir, üretimi zordur. Raf ömrü çok kısadır. Örnek verecek olursak hibrit domateslerde yada ilaçlı yetiştiricilik yapılan domateslerde çürüme nedir bilmezsiniz ancak bizlerin yetiştirdiği domatesleri bu şekilde muhafaza edemezsiniz, çürürler…

Evet kabul etmemiz gereken bir gerçek var, Nüfus artmakta, tarım arazileri azalmakta, çiftçilerimiz masraflarına karşın birim alandan daha yüksek verim almak zorundalar. Zararlılarla mücadele etmeleri çok önemli bir husus. Bir hastalık geldiğinde tüm bitkileri yok olma yada verimi yarı yarıya düşme tehdidiyle karşı karşıya. Dolayısıyla pazar ekonomisinin temellerinden olan verim konusunu göz ardı etmek imkansız. ancak tüm bunların yanında, doğala ve doğal olana da hem bizler, hemde bizden sonraki nesiller için sahip çıkmamız bir gereklilik olmakla birlikte aynı zamanda bir miras olacaktır. Bu sebeple denemekten çekinmeyelim, balkonumuzda bahçemizde sebze hiç olmazsa çiçek yetiştirelim, Bulduğumuz yere ayçiçeği dikelim, çocuklarımıza doğayı korumayı sevmeyi, yapayın yanında doğalı da öğretelim. Çünkü yerli tohumlarımız üzerinde yaşadığımız bu topraklar nasıl bize ait ise onlarda bize aittir. bizim zenginliklerimizden ve binlerce yıldır bize eşlik eden değerlerden birisidir.